Son Süpürgeciler


Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
aLone

aLone

Üye
Bir zamanlar hayatımızda çok önemli bir yeri vardı. Kapılarımızın hemen arkasında dururlardı.


Evimizin, eşiğimizin bir parçasıydılar sanki…




Onlarla temizliğimizi yapardık, odalarımız onlarla temizlenirdi, kapımızın önü de…

Önce “Gırgır” dediğimiz basitleri kuma olarak girdi hayatlarına… Sonra diğerleri…



Artık ninelerimizin ve annelerimizin vefakar iş ortağı süpürgeler yerlerini bilmem kaç voltluk süper emici rakiplerine bırakmıştı.


Onlar belki yine kapı arkasındaydılar ama yüzlerine artık bakılmıyordu.



Kumalık zor işti elbette, hele her gün yeni ve çok fonksiyonlu rakipleri işin içine girdikçe.


Zaman geçti, süpürgelerle yaptığımız işler bir nostalji olarak hafızalarımızın kıvrımlarında kaldı ama evlerimizin baş köşelerini artık zarif, alımlı, güçlü ve rengarenk makinelere bıraktı.



Üstelik bu rakipleri sadece süpürmüyorlardı, emiyorlardı, yıkıyorlardı ve hatta kurutuyorlardı.


Annelerimizin süpürgesi bu rekabete dayanamadı, küstü ve çekildi hayatımızdan…



Tıpkı şu an Edirne’de varlığını devam ettirmeye çalışan süpürge ustaları gibi…


Onlar da büyük bir mücadelenin yenik, ama mağrur birer kahramanları gibi, geleneksel süpürgemizi yaşatmaya çalışıyorlar…



Ama her geçen gün bir kaçı daha küserek çekiliyor hayatımızdan.


Biz onlara Zındanaltı’nın küçücük ara sokaklarında rastlıyoruz. Artık süpürge hanları yerlerini küçük ve özensiz dükkanlara bırakmış.


Beşer, onar kişinin çalıştığı atölyeler, iki üç kişilik kulübelere dönmüş.

Her geçen gün daha azalıyorlar.

Ömürlerinin tükenmesine adeta gün sayıyorlar ve beş on yıl sonra bu mesleğin artık tarihin raflarına tamamen kalkacağına inanıyor, hüzünleniyorlar…



Edirne süpürgeciliğin ana vatanı. Süpürge otu, daha çok sulak alanları seviyor. Adesa adı verilen dünyanın en kaliteli süpürge otu Edirne’nin nemli toprağında yetişiyor. Edirne’de Meriç ve Tunca havzası geniş sulak alanlar oluşturuyor. Çeltik gibi süpürge otu da çok üretiliyor. Özellikle Tatarköy, Bosnaköy ve Menekşesofular köyü süpürge otunun merkezi. Edirne’nin Kirişhane semti, bir zamanlar süpürge otunun en çok yetiştirildiği yerdi.

SÜPÜRGENİN YAPILIŞI

Tel süpürgenin tohumun tarlada buluşmasıyla başlayan ve kapımızın arkasına kadar uzanan serüveni, otun tarladan toplanıp eşit uzunlukta kesilmesi ile başlıyor. Süpürge tohumu ayrıca para ediyor ve yem sanayinde kullanılan bu tohumlar ayrıca toplanıp satışa çıkarılıyor. Otlar ise süpürge dükkanlarının yolunu tutuyor.



Süpürge ustaları kendilerine gelen bu otları, havuzlarda ıslatıp, kapalı odalarda kükürt tütsüsünden geçirirler. Kükürtün etkisi ile sararan süpürge otlarının değeri böylece arttırılmış olur.




Sarartılan süpürge otları, ayıklayıcı tarafından bıçakla ayıklanır. Kalın ve dolgun olanlar süpürgenin tepeliği, ince cılız tellerde işlik olarak kullanılır. Kısa, kırık ve düzgün olmayan teller ise ayrılarak küçük el süpürgeleri ya da top süpürge yapımında kullanılır.



Ayıklayıcının ardından süpürge telleri ‘sarıcı’ ya gider. Sarıcılar süpürge tellerini bir araya getirerek küçük demetler yapar, Bunların ikisini birleştirerek pamuk ipliği ile bağlar ve süpürge taslağı oluşturur.

Süpürge taslağının sapına 4-5 tel yerleştirerek, tepelik yapılır. Bu işlemi yapanlara bağlayıcı denir. Tepelikli taslaklar, ‘ayakcak’ denilen ayak mengenesinden yararlanılarak sap bölümü birkaç yerden sıkıca telle bağlanır. Süpürge taslağına el mengenesi yardımıyla süpürge biçimi verilir. Tokmaklanarak biçim pekiştirilir. Bu işlemden sonra ‘dikici’ devreye girer. Bitmiş haldeki süpürgeyi çuvaldızla dikerek satışa hazır hale getirir. Paketçiler de süpürgeleri demetler halinde bir araya getirip piyasaya verilecek hale getirirler.




Üretimin her aşamasında çıraklar ustalarına yardım eder. Geleceğin süpürge ustaları olacak olan bu çıraklara ‘meydancı’ adı verilir.

Süpürgenin ortalama ömrü 4-5 ay kadardır. Bu dayanıklılığı süpürge otunun kalitesine ve ustasının maharetine bağlı olarak bir yıla kadar uzayabilir.



Yaklaşık 500- 600 gram süpürge otundan bir süpürge yapılır.

Edirne süpürgesinin özelliği saplarının yumuşak, renginin ise sarı olmasıdır.



SON USTALAR

Süpürgecilik Edirne için yüzyıllardır önemli bir geçim kaynağı. Bundan 50 yıl önce 360 atölyenin varlığı ve her atölyede 25-30 kişinin çalıştığı biliniyor. Yine bu yıllarda ve öncesinde Süpürgeciliği daha çok Yahudiler yaparlardı. Onların Edirne’yi terk etmesiyle bu meslek onların çıraklıklarını yapan Türklere kalmış.



1985 yılının Edirne Ticaret ve Sanayi Odası verilerine göre, odaya kayıtlı 118 işyeri varmış. Bu sayı 1996 da 60 a, 2003 yılında ise 19’a düşmüş. Bu yıllarda ise 10 civarında süpürge atölyesi faaliyetini gösteriyor. Onlar da 3 er, 4 er kişi ile çalışıyor. Hele son yıllarda turizmin parlayan yıldızı ‘aynalı süpürge’de olmasa bu sayıda kalmayacak gibi.

AYNALI SÜPÜRGE

Edirne’ye gidenlerin, buradan alacakları hediyelik eşyaların başında aynalı süpürge geliyor. Eski bir Edirne geleneği olan bu süpürgenin diğerlerinden farkı biraz daha yöresel renklerle süslü olması ve ortasında bir aynanın bulunmasıdır. Bu süpürge eskiden sadece sipariş üzerine yapılırdı. Şimdi ise hediyelik eşya satan dükkanların vitrinlerini süslüyor. Turizm Edirne’de daha çok gelişir ve aynalı süpürge satışları artar da, süpürgecilik biraz daha varlığını sürdürür mü bilinmez.



Gelinlik kızların çeyiz sandığına konan, bakımlı olmayı ve temizliği simgeleyen aynalı süpürge’nin farklı anlamları da vardır.

Sapına ‘kabara’ denilen iri başlı bir çivi çakılan aynalı süpürge kullananın bakire olduğu anlaşılır. Eğer aynalı süpürge kapı dışına asılmışsa, evde evlenecek çağda genç kızın olduğuna işaret eder.

 
unrivaled

unrivaled

Üye
Güzel teşekkürler
 
jackalx_06

jackalx_06

Üye
elin sağlık.
 
aLone

aLone

Üye
rica:)
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt