Polis'in Vatandaşı Dövmesi Kabul Edilemez!


mürteza16

mürteza16

Üye
Altı yıl önce kız arkadaşıyla gezerken
polis şiddetine mağruz kalan M.B.
Polislerin tehtidine rağmen suç
duyurusunda bulununca 4 polis
hakkında Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava
açıldı. Mahkeme polislere "yaralama ve
hürriyeti tahdit" verince yargıtay bu
kararı bozup polislerin işkence suçuyla
cezalandırılmasını istedi. İstanbul’da, altı
yıl önce kız arkadaşıyla gezen M.B.’yi ilk
önce sokakta coplarla, sonra da kelepçeli
halde bindirildiği araçta yumruklarla
döven, yargılama sonunda ‘yaralama ve
hürriyeti tahdit’ suçundan ceza alan üç
polis hakkındaki karar, Yargıtay tarafından
bozuldu. 8. Ceza Dairesi, M.B.’ye yapılan
muamelenin ‘işkence’ kapsamına girdiğini
belirterek, üç polisin bu suçtan
cezalandırılmasını istedi. Daire ayrıca,
dayağa karışmayıp arkadaşlarını uyarmakla
yetinen ve beraat eden polise de ‘suçu
bildirmemek’ suçundan ceza verilmesi
gerektiğini belirtti. Davada, ‘işkence’ ile
itham edilen üç polisten Muhammet Gişi,
2008 yılında gazeteci Hrant Dink’in birinci
ölüm yıl dönümünde bir yurttaşı ayağından
vurmuş ve aldığı ceza, hiçbir duruşmaya
katılmamasına rağmen, ‘duruşmalardaki iyi
hali’ nedeniyle ertelenmişti. ÖNCE SOKAKTA
SONRA ARAÇTA DÖVÜLDÜİstanbul
Dolapdere’de suça itilen çocuklara ilişkin
sanatsal faaliyetler yürüten M.B., 17
Temmuz 2008’de kız arkadaşıyla birlikte
yürürken, Alper Yüksel adlı polis “Gel lan
buraya!” dedi. M.B. de, “Bana böyle hitap
edemezsiniz” diye karşılık verdi. M.B.’nin
iddiasına göre Yüksel, kendisini yakasını
tutarak, darp etti. Polis Yüksel’e göre ise
M.B. tekme atmıştı. Arbedenin büyümesi
üzerine Murat Ponçaklı ve Muhammet Gişi
adlı iki polis koşarak, coplarıyla M.B.’ye
vurdu. Ponçaklı’nın copu M.B.’nin başına
indi. Bir süre sokakta darp edilen M.B.,
kelepçelenerek polis aracına bindirildi.
Yaklaşık 25 dakika boyunca Taksim ve
Beyoğlu çevresinde dolaştırılan M.B.,
araçta da dövüldü. Gözü şişen M.B.’ye,
“Beni hastaneye götürün” demesine
rağmen bir birahaneden alınan buzla
tedavi yapılmak istendi. Yırtılan tişörtünün
yerine yenisi alındı. Hakkında gözaltı işlemi
yapılmayan M.B., bir otelin önünde
bırakıldı. Serbest kalan M.B., iki gün tedavi
gördü. İddiasına göre Ponçaklı, M.B.’ye
telefonda küfrederek, şikayetçi olmamasını
istedi. M.B. üç polis hakkında suç
duyurusunda bulunurken, kendisine
vurmayıp arkadaşlarını uyaran polis İsmail
Yılmaz’dan şikayetçi olmadı. Dört polis
hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 94.
maddesi gereğince ‘işkence’ iddiasıyla
İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava
açıldı. YARALAMA DEĞİL İŞKENCEDava 29
Aralık 2011’de bitti. Mahkeme , polis Alper
Yüksel ve arkadaşlarının eylemlerinin
yaralama kapsamında kaldığı gerekçesiyle
üç polise birer yıl onar ay 15’er gün,
‘hürriyeti tahdit’ suçundan da birer yıl
sekizer ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu
cezalar ertelendi. Polis İsmail Yılmaz ise
beraat etti. İtiraz üzerine dosya, Yargıtay’a
gitti.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 6 Mart 2014’te
verdiği kararında M.B.’nin polis Yüksel
tarafından, “Gel lan buraya” diye çağırılıp
darp edilmesi, üç polisin cop ve
yumruklarla dövülmesi, araçta gezdirilmesi
ve hakarete maruz kalmasının bir bütün
halinde işkence suçu kapsamında kaldığına
hükmederek, kararı bozdu ve sanıklara
TCK’nın 94. maddeden ceza verilmesini
istedi. Beraat eden polis İsmail Yılmaz’ın
da, “diğer sanıkların M.B.’yi darp etmeleri
karşısında sadece uyarıda bulunması,
dayağa engel olmaması, olayı olduğundan
farklı şekilde aktarması, suçu öğrenip de
yetkili makamlara aktarmaması” nedeniyle
suçlu olduğuna karar veren Daire, bu kişiye
de ‘suçu bildirmeme’ suçundan ceza
verilmesi gerektiğini kaydetti.M.B.’nin
avukatı Ergin Cinmen, Yargıtay’ın emsal
oluşturacak nitelikte bir karar verdiğini
belirterek, “Bu kararı aslında bütün
polislerin okuması, kararın derste
gösterilmesi gerekiyor. 1 Mayıs’larda
yüzlerce insana bu muamele yapıldı. Karar
sadece işkence ve kötü muameleye maruz
kalmaya dair değildir. Aynı zamanda, uygar
bir topluma nasıl varılabileceğini
gösteriyor” dedi.
O polislerden biri, Dink anmasında bir
kişiyi vurmuştu M.B.’yi döven ve hakkında
işkence suçundan ceza verilmesi istenen üç
polisten biri olan Muhammet Gişi 2008
yılında Hrant Dink’in birinci ölüm
yıldönümünde İstiklal Caddesi’nde çıkan
olaylarda göstericilerin üzerine ateş etmiş
ve 55 yaşındaki Kemalettin Rıdvan Yalın’ı
bacağından vurmuştu. Gişi hakkında
İstanbul 18. Asliye Ceza’da ‘kasten
yaralama’dan dava açıldı. Kameraman
Göktan Bedük, 7 Kasım 2008’de verdiği
ifadesinde Gişi için, “Silahı çekerek taşın
geldiği tarafa, göstericilere göğüs hizasında
bir el ateş etti” dedi. Fakat Gişi
bulunamadı. Bir ara cezaevine girip çıktığı,
Suruç’a atandığı ortaya çıktı. İfadesi 2 yıl
10 ay sonra alınabildi. Gişi, 1 Kasım
2010’da Suruç Asliye Ceza’daki ifadesinde,
“Araçtan inip havaya uyarı ateşi açmak
istediğim esnada göstericilerden atılan
taşlardan dolayı istem dışı hareket ettim.
İstemeyerek eğildim. Silahım ateş aldı.
Silahın ateş alması, taştan dolayı kaza
sonucu olmuştur” dedi.Dava 2012 yılında
bitti ve mahkeme, Gişi’yi ‘kasten yaralama’
iddiasıyla 17,5 ay hapse çarptırdı. Hiçbir
duruşmaya katılmamış Gişi’nin
“duruşmadaki tutum ve davranışları göz
önünde bulundurarak, yeniden suç
işlemeyeceği hususunda vicdani kanaat
oluştuğundan” hükmün açıklanmasını
geriye bırakılarak, ceza verilmedi. Beş yıllık
denetimli serbestlik getirildi.
 


Üst Alt