"3 sene şampiyon olmak imkansız değil"


Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Nadir

Nadir

Emekli Yönetici


Kaptanımız Alex de Souza, LİG TV'de yayınlanan ve Tunç Elibol'un sunduğu 5 Çayı programına konuk oldu. Alex, özel hayatıyla ilgili bilinmeyenleri büyük bir samimiyetle açıkladığı programın adının da Brezilyalıların kahveye olan düşkünlüğünden dolayı "5 kahvesi" olarak değiştirilmesini önerdi... İşte Alex'in açıklamalarından derlemeler
-"ÇAYA DA ALIŞTIM AMA KAHVENİN YERİ AYRI"-
Çayı da seviyorum ama henüz kahve kadar alışamadım. Kahve Brezilya'da bizim için çok önemlidir. Sabah kalktığımızda ve gün içinde fırsat bulduğumuzda kahve içeriz. Kahvenin yeri Brezilya'da çok önemlidir. Doktorlar "kahveden uzak durun" dese de ben sporcuyum, sağlıklı bir vücudum var. Bu yüzden bol bol içiyorum. Onları düşünmem gerektiği zaman gelince düşünürüm. 5 seneden sonra çay kültürüne de alıştım tabi.
-"TÜRK İNSANLARI BREZİLYA YEMEKLERİNE ALIŞABİLİR"-
Buradaki yemekler farklı olsa da alıştığımı söyleyebilirim. Gayet lezzetli yemekleriniz var. Brezilya'da da et üzerine kurulmuş bir sistem vardır. Bir Türk, Brezilya'ya gittiği zaman oranın yemeklerini de sahiplenecektir mutlaka. Ben de 5 sene boyunca Türk yemeklerini oldukça sevdim. Alışamadığım tek nokta kahvaltı yapış şekliniz. Çünkü en büyük fark kahvaltılarımız arasında. Geçen zamanda artık buna da alıştık tabi ki kalktığımız zaman buradaki gibi yiyoruz.
-"TÜRKÇE'Yİ ANLIYORUM AMA KONUŞAMIYORUM"-
Türkçe konuşuyorum dersem yalan söylerim ama anlayabiliyorum. İnsanların konuştuklarını net biçimde anlıyorum. Türkçe konuştuğumu duyunca bazı insanlar şaşırıyor tabi ki. Özellikle ilk defa görenler şaşırıyor. Türk halkı çok yardımsever. Bir sıkıntınız olduğu zaman dil sorunu açıkçası pek sıkıntı yaratmıyor. Bu yönden Türk halkını çok takdir ediyorum.
-"EŞİM, BENİM İLK KULÜBÜMÜN BAŞKANININ KIZI"-
Ben ufakken ailemle çok iç içe büyüdüm. Biz birbirimize bağlı bir aileydik. Babam çok çalıştığı için ayrı kalıyorduk biraz. Annemizle daha yakın oluyorduk. Birleşik bir aile yapımız vardı. Bunu hiçbir şekilde kaybetmedik. Şimdi biz bir aileyiz. Benim kurduğum bir ailem var. Eşim ve iki kızım var. Babalarının bulunduğu ortamdan onları fazla uzaklaştırmıyoruz. Eşim de futbolla büyümüş birisi. Ben ilk kulübümde oynarken eşim başkanın kızıydı.
-"EŞİMLE AYRI ORTAMLARDAN GELİYORDUK"-
Eşimle ilk tanıştığımızda kulübün geleceğin yıldızı diye tanıttığı kişiydim. O zamanlar futbolla ilgileniyordum. Başkanımın kızıyla tanıştığımda oldukça sıkıntılı oldu benim için. Çünkü sosyal çevreye baktığınızda çok büyük farklar vardı aramızda. Ben alt kategoriden gelen 17 yaşında bir çocuktum. Eşim ise şehrin gözbebeği bir başkanın kızıydı. Ben iyi bir insan olduğum için bir şekilde yürütmeyi başarabildim. Her şeyin başı sıkıntılı olduğu gibi benim için de o zamanlar sıkıntılı zamanlardı.
-"BAŞKANDAN PARA İSTEMEK KIZINI İSTEMEKTEN DAHA KOLAY"-
Bir zamanlar oynadığım kulüpte paralar yerini bulmuyordu. Gecikmeler oluyordu ödemelerde. Ben de bundan payını alanlardan biriydim. Menajere gittim ve başkanla görüşmek için izin istedim. Antrenmandan sonra da başkanın odasının yolunu tuttum. Eşimle de o sırada yeni tanışmıştık. Herkes o sırada para için o odaya gittiğimi sandı ama başkan benim ne konuştuğumu tahmin etmişti. Beni gördüğü zaman kolumdan tutup kulüp binasının dışına çıkarmıştı. Bana, "kulüp dışında bir şeyler konuşacaksak dışarda konuşalım" demişti. Buzları eriten ilk kişi o olmuştu. Tahmin edersiniz ki para istemek kızıyla ilgili konuşmaktan daha kolaydı.
-"MAÇ GÜNLERİ KONUŞMAM"-
Eşimi ilk tanıdığımda stattaydık. Eşim sürekli babasıyla birlikte olan bir insandı. Bizim kamp yaptığımız otel de onların oteliydi. Ben yanlış yerde olan doğru insandım. Böyle diyebilirim. İkimiz de görüşmelerimizi farklı bir noktaya taşımak istedik. Biz birbirimizi gördüğümüz zaman ya kamp günü ya da maç günü oluyordu. Bu iki günde ben çok az konuşan bir insanımdır. Tamamen maça konsantre olurum. Kafamı maça veririm. İletişimde bulunmak istiyordum onunla ama maç günleri olduğu için açıkçası içimden gelmiyordu. Ben böyle bir insanım.
-"TEKNOLOJİNİN GELİŞİMİNDEN SONRA TAKIM İÇİNDEKİ İLETİŞİM AZALDI"-
Takım içindeki bir olaydan bahsetmek yerine genel olarak bahsetmenin daha yararlı olduğunu düşünüyorum. Toplantılar oluyor genellikle. Daum gerçekten toplantı yapmayı çok seviyor. Futbolcular da sürekli birbirlerini görüyorlar. Yemeklerde birbirimizi görüyoruz. 10 sene önce futbol takımlarında daha fazla anı oluyordu ama şimdi teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte kimileri müzik dinliyor kimileri bilgisayarlarıyla uğraşıyor. Bu yüzden futbolcular antrenmanlar dışında birbirlerini çok da fazla görmüyorlar.
-"MAÇ ÖNCESİNDE MAÇI KAFAMDA OYNARIM"-
Sessizlik ve sakinlikten hoşlanırım maçlardan önce. Maç günü kalkar, yemeğimi yerim. Arkadaşlarımla sohbet ederim, kitabımı okurum. Maçı kafamda oynarım, neler yapabileceğimi düşünürüm. Bu benim kendime has sistemim. Bazıları konuşarak, bazıları bağırarak kendileniri maça adapte ederler. Ben daha çok susarak ve sessizlikle kendimi hazırlarım maçlara.
-"FUTBOL 10 SENE ÖNCESİNE GÖRE ÇOK DEĞİŞİK"-
10 sene öncesinde bir çok şeyler oluyordu. O zaman işler bu kadar sistemli olmadığı için oyuncular istedikleri zaman kamptan çıkıp kaçabiliyorlardı. O zamanlar her odada televizyon yoktu. Merkezi bir oda vardı ve tek bir televizyon vardı. Sürekli kavga çıkardı hangi kanalın izleneceği konusunda. Bu tür birsürü sorun çıkardı. Odanıza çıkardınız bir şeyler almak için bir de bakardınız ki arkadaşınız odada bir kızla beraber. Bu tür şeyler yaşanırdı. Yöneticiler sürekli oyuncularla beraberlerdi. Artık yöneticiler bu işin dışında duruyorlar. En önemli değişiklikler bunlardır.
-"BİZİM BUNU DAUM'A YAĞTIĞIMIZI DÜŞÜNSENİZE"-
Zamanında Brezilya'da oynarken bizim için idol olabilecek bir oyuncu vardı. Öyle bir dönemde oynamışız ki... Bir tane vantilatör vardı odanın içinde. Bu vantilatörün 3 tane düğmesi vardı. 3 düğmenin üzerine etiketler yapıştırırdı. "30 dakika buz tedavisi, 30 dakika antrenman ve 30 dakika masa tenisi" yazardı. Vantilatör hangi düğmenin önünde durursa onu yapardı. 30 dakika buz tedavisi yazısı denk geldiği zaman o kağıdı masöre verip çıkıp giderdi o oyuncu. Şimdi bunu bizim Daum'a yaptığımızı düşünsenize. 30 dakika sonra kendimizi başka bir yerde bulabiliriz.
-"BREZİLYA FUTBOLU DA TÜRK FUTBOLU DA GELİŞİYOR"-
Bizim ilk geldiğimiz zamanlarda az Brezilyalı vardı. Şimdi çok sayıda Brezilyalı geliyor ve oynuyor. Kulüpler de iyi Brezilyalı futbolcularla çalışma şansı buluyorlar. Hem Brezilya futbolu için iyi oluyor hem de bu oyuncular Türk futboluna katkıda bulunuyorlar.
-"UMARIM ELANO BAŞARILI OLUR"-
Elano'yu tanıyorum ama çok yakın değiliz. Saha dışında nasıl bir insan olduğunu bilecek kadar tanımıyorum onu. Çok kaliteli, çok iyi bir oyuncu. Brezilya'da, İngiltere'de yaptıkları ortada. O'nun hakkında çok konuşmaya gerek yok. Umarım gittiği her yerde başarılı olur.
-"SANTOS VE CRISTIAN'IN YAPTIKLARI BÜYÜK BAŞARI"-
Brezilya'nın en iyi kulüplerinden ve en sıkıntılı kulüplerinden birinde oynadı Cristian ve Andre Santos. Camia bakımından oynanması zor kulüplerden bir tanesi Corinthians. Düşünün 2. lige düşmüş bir takımı alıp 1. lige çıkardılar ve Libertadores'e kadar taşıdılar. Bu bile başlı başına çok önemli bir olay.
-"3 SENE ÜST ÜSTE ŞAMPİYON OLMAK İMKANSIZ DEĞİL"-
Başkanımızın söylediği gibi 3 sene üst üste şampiyon olmanın imkansız olmadığını söyleyebiliriz. Elbette ki bizim yaptığımızı yapmak isteyen ekipler olacaktır. Ben geldiğimde Fenerbahçe Daum ile ilk şampiyonluğuna ulaştı, sonra 2. şampiyonluğa ulaştık. Eğer son haftaki Denizli maçı olmasaydı 3 sene üst üste şampiyon olacaktık. Bunu başarabiliriz, Fenerbahçe'nin bu gücü var.
-"BU GÜCE SAHİBİZ"-
Son 2 senedir şampiyon olamıyoruz. Taraftarımızı hayal kırıklığına uğratıyoruz. Bu sene bu hasrete son vermek ve taraftarımızı mutlu etmek istiyoruz. Bu güce de sahibiz diye düşünüyorum.
 
Doğuş Pertez

Doğuş Pertez

Admin
Artık sözünüz var:) 2 senedir şampiyon olamıyorsunuz. En azından bu sene boş geçmeyin.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt